Aşağılık Duygusu
Cinsel tepkileri zayıflatan veya cinsel isteÄŸi öldüren duygusal engellerden biri de aÅŸağılık kompleksidir. Bazı kiÅŸiler, çeÅŸitli nedenlerden ötürü, baÅŸka insanlara oranla “eksik” ve “yetersiz” olduklarını düşünür. Bu düşünce, sonunda kiÅŸinin cinsel gücünü de etkileyebilir. BaÅŸlangıçta hiçbir saÄŸlam temeli olmayan bir “ben beceriksizim, yetersizim” düşüncesi, sonuçta kiÅŸiyi gerçekten beceriksizleÅŸtirebilir. Bazen de kiÅŸilerin genel bir aÅŸağılık kompleksine deÄŸil, sadece cinsel yeteneklerinin yetersizliÄŸine iliÅŸkin bir duygunun etkisi altında kaldıkları görülür. ÇoÄŸu zaman bunun nedeni, kiÅŸinin çocukluk ve ergenlik döneminde arkadaÅŸlarından dinlediÄŸi, gerçekle ilgisi olmayan mucizevi cinsel baÅŸarı öyküleridir. Bir baÅŸka delikanlının bir gecede dört kadınla birlikte yattığını ve sekiz defa “yaptığını” iÅŸiten deneysiz bir gencin kendisiyle ilgili bir kuÅŸkuya kapılması doÄŸaldır. Oysa çoÄŸu zaman bunlar doÄŸru deÄŸildir ve zaten herkesin cinsel tepkilerinin her zaman birbirinin aynı olması da beklenemez. Kadın ve erkek her insanın, baÅŸkasıyla kıyaslanamayacak kendine özgü bir cinsel doyum ve baÅŸarı düzeyi vardır. Bundan fazlasını beklemek bu düzeyi de düşürebilir. Bir gecede iki kereden daha fazla “yapamadığını” gören bir erkek aÅŸağılık duygusuna kapılabilir ve bu da ertesi gece onun bir kere bile “yapmasını” engelleyebilir.
Erkeklerin cinsellikle ilgili aşağılık duyguları çoğu zaman penislerinin büyüklükleri noktasında toplanır. Ergenlik çağındaki erkek çocuklar arasında en sık görülen seks oyunlarından biri, penis büyüklüklerinin karşılaştırılmasıdır. Bu tür deneyler sonunda bazı kişiler penislerinin diğer erkeklerinkinden küçük olduğu kanısına varabilirler ve cinsel gücün, penis büyüklüğüne bağlı olduğu gibi yanlış bir düşünce de taşıdıkları için, kendilerinin eşlerine zevk verecek kapasitede olmadıklarından endişe edebilirler.
Cinsel organ büyüklüğü, bir çok toplumda görülebilen bir saplantıdır. Bugün Selçuk’taki Efes müzesinde bulunan Romalılar dönemine ait Bes Tanrısı Heykeli, bir cinsel ve toplumsal güç simgesi olarak büyük penisin taşıdığı önemi gösterir. Rönesans dönemi Avrupası’nda da Aristokrat Sınıf’tan erkeklerin de, cinsel organlarını büyük göstermek için pantolonlarının içine çeÅŸitli maddeler yerleÅŸtirdikleri bilinir. Penis büyüklüğü saplantısı, çeÅŸitli kültürlerde, cinsel faaliyetin baÅŸlatıcısı ve aktif öğesi olarak erkeÄŸe verilen önemle ilgilidir. Kadının pasif ve bekleyen bir seks nesnesi, erkeÄŸin ise cinsel hazzın asıl “sahibi” olarak görülmesi, penise de gerçek dışı bir rol yüklemiÅŸtir. Oysa organ büyüklüğünün cinsel güçle bir iliÅŸkisi yoktur. Bu, büyük burnu olan erkeklerin büyük penise, büyük aÄŸzı olan kadınların da geniÅŸ dölyoluna sahip oldukları iddiasına benzeyen bir hurafedir. DiÄŸer yandan, büyük penisli erkeklerin eÅŸlerine daha çok zevk verecekleri düşüncesi de doÄŸru deÄŸildir. Cinsel birleÅŸme sırasında dölyolunun en duyarlı bölümü, ağıza yakın alt kısımlarıdır; penis, büyüklüğü ne olursa olsun, dölyolunun bu kısmına deÄŸecek bir uyarıcı görevini yapacaktır. Üstelik, çoÄŸu kadının asıl cinsel duyarlık merkezi; dölyolu deÄŸil, klitoristir. Cinsel birleÅŸme sırasında klitoris erkeÄŸin penisine deÄŸil, penisin üstünde yeralan tüylü bölgeye deÄŸer ve bu bölgenin basıncıyla uyarılır. EÄŸer bir kadın, sırf bilgisizlikten ötürü, büyük bir penisin kendisine daha çok zevk vereceÄŸi düşüncesine saplanmışsa ve bu saplantıdan ötürü küçük penisler kendisine psikolojik bir haz vermiyorsa, sorun organ büyüklüğünden deÄŸil, yalnızca bir psikolojik koÅŸullanmadan kaynaklanmaktadır.
Posted on Mayıs 31st, 2007 tarafından admin
Filed under: Sağlık Konuları

Leave a Reply