Saç dökülmesi

Yaşadıkça rengini ve formunu kaybeden saçların dökülmesinde, stresten ateşli hastalıklara, gebelikten diyet yapmaya kadar birçok neden etkili oluyor.

Sağlık Vakfı tarafından yapılan “Saç Dökülmeleri” isimli araştırmada, saç dökülmesinin nedenleri ve tedavi şekilleri hakkında önemli bilgilere yer veriliyor.

Baş bölgesinde yer alan ortalama 100 bin saç telinin her ay 1 santimetre uzandığı ve her gün ortalama 100 saç telinin dökülmesinin normal karşılanması gerektiği belirtilerek, yaygın ve bölgesel saç dökülmesi veya seyrekleşmesinin günümüzde birçok insanın karşılaştığı önemli bir sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiliyor.

Saç dökülmesine neden olan hastalıklar

Yaygın saç dökülmesine neden olan hastalıklar arasında ateşli hastalıklar, demir, protein ve çinko eksikliği, tiroid hastalıkları, gebelik, şeker hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, anemi, aşırı diyet, kanser hastalıklarının seyrinde kullanılan bazı ilaçlar, kimyasal madde kullanımı, merkezi sinir sistemi hastalıkları ve stres gibi nedenlerin ilk sıralarda yer aldığına dikkat çekiliyor. Bunların dışında, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler de saç dökülmesine sebep olduğu belirtiliyor.

Araştırmada ayrıca, yaygın saç seyrekleşmesi ve dökülmesinin yanı sıra bazen bölgesel saç dökülmeleri de olabileceği, en sık rastlanan bölgesel saç dökülmesine mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetik ürünlerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılmasının neden olabildiği belirtiliyor.

Saç dökülmesi fark edildiğinde

Saç dökülmesi şikayeti ile doktora başvuran hastaların öncelikle saçlarının ne kadar döküldüğü öğrenmeleri gerektiği ve günde ortalama 25-100 saç telinin dökülmesi normal olarak karşılanması gerektiği belirtiliyor.

Saç dökülmesinin nedenlerinin belirlenmesi için kan tahlillerinin yapılması ve tüm hormonların dengesinin öğrenilmesinin, uygulanacak tedavide etkin rol oynayacağı da kaydediliyor.

Estetik takıntısı içsel memnuniyetsizliğin göstergesi

Hande Ataizi’nin altıncı burun ameliyatını olması, estetik takıntısını yeniden gündeme getirdi. Yeni Aktüel dergisine konuşan estetik cerrahlar, taraklı ayağını inceltmek için parmak kestirenler olduğunu söylerken, psikologlar bu durumu içsel mutsuzlukla açıklıyor.

Geçtiğimiz günlerde oyuncu Hande Ataizi’nin altıncı burun ameliyatını olduğu haberleri, estetik ameliyatlar konusunu yeniden gündeme getirdi. Konu Ataizi ile gündeme gelse de, asıl tartışılan bir insanın estetik ameliyat uğruna ne kadar değişebileceği ya da nereye kadar gidebileceği… Yeni Aktüel bu haftaki sayısında ele aldığı konuyu estetik cerrahlara ve psikologlara danıştı. Gerektiği sürece estetik operasyonların normal olduğunu söyleyen cerrahlar, bu ‘gerekli’ ameliyatlara kaza ve hastalıkların yanı sıra, yaşlanmaya bağlı yapılan ameliyatların da dahil olduğu konusunda hemfikir. Bu durumda, uzuv kopması sebebiyle yapılan operasyonlardan, yüz gerdirme, göz kapağı kaldırma, göğüs küçültme gibi ameliyatlar sağlık adına mübah sayılıyor.

Hata Doktorda Olabilir
Oymak Plastik Cerrahi’nin uzman doktoru Osman Oymak, “Keyif için de olsa ameliyat ameliyattır” diyor ve ekliyor: “Her operasyon risk taşır. Estetik operasyonlar kimi zaman gerçekten abartılıyor. Ancak bu durumlarda hasta kadar doktorlar da hatalıdır. Örneğin bir kişinin burnundan ya da göğsünden sık sık ameliyat olması abartılı bir durum ve bunun en büyük sebebi doktorun daha en başta hedefini iyi belirlememesidir.” Oymak, bir-iki ameliyat sonunda istenen sonuca ulaşılmazsa, ameliyatlara devam etmenin sakıncalı olacağını da sözlerine ekliyor.

Estetik Ameliyatlar Zorunlu Değilse Yapılmamalı
Takıntı haline gelen estetik operasyonların vahametini anlatmak için kamuoyunda daha az bilinen birkaç operasyonu örnekleyen Dr. Osman Oymak, ayağı taraklı olduğu için parmak kestirerek ayağını inceltenler olduğunu ve aktrist Demi Moore gibi beli incelsin diye kaburganın en altındaki kemiğini aldıranları hatırlatıyor… Oymak, ekstrem ameliyatları ‘hastalık’ olarak tanımladığını ve bu tür ameliyatlara sıcak bakmadığını anlatıyor: “Kaburgasını kestirecek kadar mutsuz olan hastaya ne yapılırsa yapılsın mutlu etmenin mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Beli incelecek diye kaburga kemiğini kestirecek olan kişi, değil hastam, arkadaşım da olmasın zaten! Bu tür ameliyatlar bir tek kaza, hastalık gibi zorunluluklar sebebiyle yapılmalı.” Transmed Estetik Cerrahi Doktoru Uzman Doktor Tunç Tiryaki de bu görüşlere katılıyor: “Bir hastanın bacakları incelsin diye vücudunun bir bölümü ortadan kesilebilir. Kalça daraltmak içinse kemik törpülenebilir. Ancak bunlar zor ameliyatlardır. Hasta iki santim incelecek diye böyle bir risk alınmamalıdır.” Tiryaki’nin anlattığı en ilginç ameliyat, bacak inceltmek için vücudun ortadan ikiye bölünmesi. Böylece deri çekilip içeriden dikilebiliyor. Tiryaki, bu tür zorlu ameliyatların 150 kilodan 80 kiloya düşen hastalarda deri toplamak için yapılabildiğini, bunun dışında keyfe keder durumlarda yapılmasının mantıksız ve riskli olduğunu ekliyor.

Beğenilmeyen Ameliyatlar
Psikologlar ise uç noktadaki estetik ameliyatları içsel mutsuzlukla açıklıyor. Estetik operasyon yaptıranların sosyal ve kendinden hoşlanan insanlar olduğunu belirten Psikolog Lale Akat, bu kişilerin içindeki sıkıntı ve benlik hissini bu yolla çözmeye çalıştığını belirtiyor: “Bunun altında da beğenilme, kabul görme arzusu yatıyor. Kişi sıkıntısını çirkinliğine, çirkinliğini de burnunun şekline bağlayabiliyor. Burun operasyonla değişiyor ama sıkıntı bir müddet sonra yeniden ortaya çıkıyor. Böylece kişi bir kısır döngünün içine giriyor.” Psikolog Aysın Turpoğlu ise bu tür estetik ameliyatları tercih edenlerin daha çok genç ve güzel kadınlardan oluştuğunu söylüyor ve ekliyor: “İnsanlar mantıklarını değiştirmek yerine burunlarını, memelerini dudaklarını değiştirmeye çalışıyor.”

Silikon Protez hakkında bilinmesi gerekenler

Silikon meme sahibi olmak isteyenlerin öncelikle bilmesi gerekenler şu: Silikon protez nedir, ne değildir? Meme içine konulan protezlerin aslında sadece kılıfı silikon. Ancak içinde silikon jel, soya yağı, serum fizyolojik gibi maddeler bulunabiliyor. Günümüzde hala en yaygın olarak kullanılan, içi de silikon olan protezler…

Protezin içindeki sıvılar zamanla kılıftan, gözle görülmeyecek kadar küçük miktarlarda sızıntı yapar. Buna tıp dilinde ‘protez sızıyor’ denir. Bu beklenen, hesaplanan bir durumdur. Sızan sıvı, memede şekil değişikliğine yol açarsa, kişi tekrar ameliyat masasına yatırılır.

Medyada sıkça bazı ünlülerin silikonlarının patladığı haberlerine rastlıyoruz. Uzmanlar, bunun çok zor bir şey olduğunu belirtiyorlar. Silikonun patlaması için ya ameliyat esnasında bir cerrahi aletin silikonu delmesi ya da sonradan ciltte de ciddi bir yaralanmaya neden olacak darpın gerçekleşmesi gerekiyor.

KANSER YAPIYOR MU?
Silikonun kanser yaptığına dair kaygılar kimi çevrelerde devam ediyor. Amerika’da silikon üreten firmalara davalar açıldı. Ancak yapılan araştırmalar bu iddiayı haklı çıkaracak bir kanıta ulaşmadı. Şimdilik silikonun kanser yapmadığı kabul ediliyor.

Peki kim, hangi silikonu seçmeli? Öyle ya, damlası var, damla olmayanı var… Büyüğü var, küçüğü var… Silikonun şekli ve büyüklüğü kişinin cilt ve beden yapısına göre seçiliyor. Özellikle cildi ince ve kuru olan, açık tenli ve zayıf kadınlar çok büyük göğüslere heveslenmemeli. Büyük protezler bu kişilerde zamanla sarkmalara neden oluyor.

EMZİRMEYİ ETKİLEMİYOR
Silikon protezler meme dokusu ya da onun altındaki pektoral kasın altına yerleştirilir. Yani süt üretme yeteneğine sahip meme dokusu protezin üstünde kalır. Böylece süt üretimi de, emzirme de kesinlikle etkilenmez.

Silikon protezlerde ortaya çıkan sorunlar da var. Protezin etrafında zamanla bir kapsül oluşur. Bu, bedenin kendisine yabancı gelen bir cisme karşı gösterdiği doğal bir tepki. Korkulan, bu kapsülün kasılması, büzülmesi. O zaman meme sertleşir, şekil değişikliğine uğrar. Tedavisi de tekrar cerrahi müdahaledir.

Bir proteze biçilen ömür, yaklaşık 20 yıl. Ancak bu süre içinde cilt de, meme de yaşlanmanın etkisi ile sarkacaktır kuşkusuz. Bu nedenle memeye ikinci bir estetik, her halükarda bu süreden önce gerekecek.

İYİ KARAR VERİN
Silikon protez taktırmak, iyi verilmesi gereken bir karar. Çünkü kadın, bedenine, kendisine ait olmayan bir cismin yerleştirilmesine izin verecek. Üstelik de bir yıl sonra silikonlarından vazgeçerse, başka bir sorunla karşı karşıya kalacak. Silikonu alınmış göğüs, ne yazık ki sarkacak. Göğsün silikon öncesi haline dönebilmesi için toparlayıcı ek bir müdahale gerekecek.

Silikon taktırmaya niyetlenen kişi, kendine önce şunu sormalı, “Neden istiyorum?” Gögüsleri küçük ya da şekilsiz olduğu için kendini güvensiz hisseden ve “Kendim için istiyorum” diyenler daha isabetli karar verenler. Başkası için isteyenler var. Kocası, sevgilisi için ya da rekabette olduğu diğer kadınlar için… İşte onlar, içlerinden gelen sese bir daha kulak vermeliler.

Selülit Hakkında Bilinmeyenler

Selülit yalnız estetik bir mesele değildir. Bir çeşit hastalık, dolaşım bozukluğu veya cilt altı yağ dokusunun yeteri kadar beslenememesi durumudur.

Yanlış alışkanlıklar
Bozulmuş kan dolaşımı, fazla östrojen, yağlanmaya ve vücutta su tutulmasına neden olan diğer hormonal sorunlar, toksinler, karaciğer yorgunluğu, yaşlanma ve kalıtım etkenleri selülit oluşumuna zemin hazırlar. Bütün bunlara yanlış beslenme alışkanlıkları, alkol ve kafeinlere olan düşkünlük, sık sık kilo alıp vermek, hareketsizlik, sigara kullanmak, duruş bozuklukları ve kabızlık gibi etkenleri de eklersek, selülitle baş etmek daha zor bir hal alır. ‘Kozmetik selülit tedavileri’ vücutta sıvı toplanmasını kontrol etmeye, kan ve lenf dolaşımını hızlandırmaya, bölgesel yağ hücrelerini rahatlatmaya, yağ asitlerini parçalayıp idrarla dışarı atılmasını sağlamaya çalışır. Ama bunlar selülite yol açan etkenlerin sadece bir kısmına yardımcı olabilir. Siz kontrolü ele alıp yaşam tarzınızı geliştirmezseniz, tedavinizin en büyük bölümü eksik kalır.

Maydanoz yemeli
* Tuz, şeker ve yağ tüketimini azaltın.
* Yemekten 2 saat sonra meyve yiyin.
* Balık tüketin.
* Kabuklu deniz ürünleri, yumurta, tavuk ve hindi eti tüketin. Proteinler vücutta tuz tutulmasını ve ödem oluşmasını önler.
* Lifli gıdalar tüketin.
* Sebzeleri çiğ yiyin veya çok az pişirin.
* Maydanoz, kereviz, çilek ve kabuklu pirinç vücudun fazla suyu atmasına yardım eder.
* Zeytinyağı gibi bitkisel yağlar kullanın.
* Hayvansal proteinlerle karbonhidratları aynı öğünde yemeyin.
* Kahve, çay, kola ve soda gibi içecekleri az tüketin.
* Alkollü içeceklerden uzak durun. Sadece kırmızı şarap içmeye özen gösterin.
* Baklagil tüketmeyi ihmal etmeyin.
* Beslenme diyetine destek olarak: A ve E vitaminleri, magnezyum, fosfor ve silisyum alın. Bunlar cildi düzgünleştirir, metabolizmayı canlandırır.

Kesin çözüm için
* Sık sık kilo alıp vermek önlenmeli…
* Hormon dengesini korumalı…
* Yaşam boyunca düzenli egzersiz yapılmalıdır.
* Bol bol su içmek gerekiyor.
* Protein, balık, doymamış yağlar, çiğ sebze ve meyve tüketilmelidir.
* Tuz, hamur işleri ve şekeri kısıtlı almak gerekiyor.
* Öğün atlanmamalıdır.
* Ödemleri çözerek yağları parçalayan, kan ve lenf dolaşımını hızlandıran çeşitli tedavilerin biraraya getirilmesi gerekir.
* Daha 15-20 yaşlarından başlayarak, her adet döneminin sonunda bir masaj yapılması, ileride selülitlerin artmasını önler.

Karaciğerinizi güçlendirin
Karaciğer yağlanmasının en genel belirtileri, kilo vermede zorluk, bel bölgesinde yağlanma, selülitlerin artması ve kolesterol seviyesinin yükselmesidir. Karaciğerin temel işlevlerinden biri, vücudumuzdaki yağ metabolizmasını düzenlemek ve yağ fazlasının atılmasını sağlamak. Alkol, evde, sokakta ya da işyerinde etkilendiğimiz kimyasal maddeler, aldığımız ilaçlar, sağlıksız beslenme sonucunda vücutta biriken tüm zararlı maddeler karaciğeri yorar. Karaciğerimizin kendini onarmasına ve tüm yeteneklerini yeniden kazanmasına yardım etmeliyiz. Bu amaçla size sadece 2 hafta süreyle yapacağınız gayet basit bir detoks diyeti öneriyorum.

Detoks diyeti uygulayın
* Karaciğer, hayvansal yağlar, tereyağı, margarinler gibi doymuş yağlardan son derece güç arınırlar. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, balık yağı gibi doymamış yağ oranı yüksek ürünler ise sağlığımıza destek olurlar.
* Süt ürünlerine 15 gün ara verin. Tüketmekte olduğunuz tüm süt ürünlerini azaltın. Mutlaka süt içmeniz gerekiyorsa, tamamen yağsız sütleri seçin.
* Patates, ekmek ve pirinç gibi nişastalı gıdaları almayın.
* Alkol, tuz ve doymuş yağlar, işlenmiş gıdaları, şeker ve kafein alımını da kaldırın.
* Zorunlu olmadıkça ilaç kullanmayın.
* Aşırı sıcak ya da aşırı soğuk yiyecek ve içeceklerden, acı baharatlardan, hızlı ve sinirli yemek yemekten, her türlü öfke ve gerginlikten uzak durun.

İlginç gerçekler..!
* Selülit şişmanlıkla ilgili değildir.
* Zayıf insanlarda da selülit olabilir.
* Erişkin kadınların en az yüzde 85′inde selülit vardır.
* Ergenlik çağından önce selülit oluşmaz.
* Selülit nadiren erkeklerde de görülür.

Page 2 of 1796«12345678910»...SonSayfa »
Sağlıksal Sağlıkpenceresi Sağlık Sağlık Terimleri Estetik kadın moda haberleri BebeK otel emlak inaat tekstil arkada
site ekle